En doğru, En güncel bilginin adresi
trende

ÜCRETLİLERDEN ALINAN GELİR VERGİSİ VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR?

ÜCRETLİLERDEN ALINAN GELİR VERGİSİ VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR NELERDİR?

  

ÜCRETLİLERDEN ALINAN GELİR VERGİSİ

 

GİRİŞ

 

Günümüz mali sisteminde yer alan vergilendirilecek ekonomik kaynaklardan birisi de “gelir “dir.

Gelir tanımı, ekonomik açıdan ve Gelir Vergisi Kanunu açısından farklılık gösterir.

 

Ekonomistler geliri, üretimden tüketim aşamasına kadar geçen ekonomik süreç içerisinde meydana gelen ve para ile ifade edilen kıymetler olarak ifade ederler. Aslında bu tanım üzerine çoğu insan gelir ile servet konusunda kavramsal kargaşa yaşamaktadır. Dinamik vasıflı olan gelir bir haftalık, bir aylık ya da bir yıllık gibi periyodik bir süreçle ilişkilendirilebilirken; servet, belli bir zamandan itibaren kişilerin biriktirdiği malvarlıklarını ifade ettiği için durağan vasfa sahip olup, belli bir periyoda sahip değildir.

 

Mevzuat

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “mevzu” başlıklı bölümünde 1. maddede verginin konusu ve gelirin tanımı “(4783 sayılı Kanun ile değişen madde) Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanunu’nun 2. maddesinde “gelirin unsurları” başlıklı bölümde ise gelire giren kazanç ve iratlar “ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ve diğer kazanç ve iratlar” denilmek suretiyle ayrı ayrı belirlenmiştir. Ülkemizde 1961 yılında yürürlüğe giren Gelir Vergisi Kanunu’nun ilk uygulaması kaynak teorisine dayanmaktadır. Gelirin tanımı 4369 sayılı Kanun ile ” bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği, tasarruf ve harcamalarına kaynak teşkil eden her türlü kazanç ve iratların safi tutarı” şeklinde değiştirilmiş ve gelirin unsurlarından sair kazanç ve irat yerine “diğer kazanç ve irat” düzenlenmiştir. Söz konusu tanım değişikliği, 4444 sayılı Kanun ile geçici olarak ertelenmiş ve 4783 sayılı Kanun ile iptal edilmiştir. Ülkemizde 4369 sayılı Kanunu’nda gelirin tanımında yapılan değişiklik ile safi artış teorisi daha yakınlaşılmış, ancak safi artış teorisi tam anlamıyla uygulanamamıştır. 4783 sayılı Kanunu’nda gelirin tanımı ile kaynak teorisi daha ağırlıklı hale gelmiştir. Yeni Gelir Vergisi Tasarısının 3.maddedesinde öncelikle gelire tabi kazanç ve iratlar ayrı ayrı belirlendikten sonra gelirin tanımına yer verilmiştir. Tasarıda gelir, “Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, gerçek kişilerin bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safi tutarları ile dikkate alınır” denilmek suretiyle tanımlanmıştır. Dolayısıyla mevcut gelir tanımı ile Tasarıdaki gelir tanımı farklı değildir. Yeni Gelir Vergisi Tasarısında da kaynak teorisine ağırlıklı olarak yer verilmiştir.

Gelir vergisi, gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri gelir üzerinden alınan dolaysız bir vergidir. Bu vergiye ilişkin düzenlemeler Alman vergi sisteminden alınan ve 01.01.1961 tarihinde yürürlüğe giren 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yer almaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde gelir tanımlanırken; 2. maddesinde, gelir vergisi kapsamına giren kazanç ve iratlar yedi ayrı grup hâlinde tek tek sayılmış ve devam eden maddelerde de her bir kazanç için farklı vergilendirme usulleri öngörülmüştür. Kanun maddesinde zikredilen kazanç ve iratlardan biri de “ücret” tir. İş sözleşmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ücret, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde, “İşverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayın ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler” olarak tanımlanmıştır. Yine aynı maddede, ücretin farklı adlar altında ödenmiş olmasının, onun mahiyetini değiştirmeyeceği belirtilmiştir.

 

Gelirin Özellikleri?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde açıklanan gelirin tanımına göre gelirin taşıması gereken özellikleri şu şekilde sıralayabiliriz;

  1. Gelir vergisi, gerçek kişilerin gelirlerine uygulanmalıdır. Gerçek kişi, Medeni Kanunu’na göre hak ve borçlar nedeniyle ehil olan insandır.
  2. 2. Gelir, bir takvim yılında elde edilmelidir. Vergilendirme dönemi, 1 Ocak’ta başlayıp 31 Aralık’ta sona eren takvim yılıdır. İlk ve takvim yılı olmakla beraber, kendisine izin verilen yükümlülerde 12 aylık faaliyet dönemi hesap dönemi olarak kabul edilebilir. Örneğin, turistik işletmeler için 1 Haziran’da başlayan ve 31 Mayıs da sona eren hesap dönemi gibi…
  3. 3. Gelir gerçek ve safi olmalıdır. Gelirin gerçek olması, vergilemenin bir kısım belirtilere göre değil, gerçekleştirilen gelir tutarı üzerinden belirlenmesidir. Gelirin safi olması ise gelirin elde edilmesi ve kaynağının devamlılığına yönelik yapılan giderlerin indirilmesinden sonra kalan tutarı ile vergiye tabi tutulmasıdır. Gelirin gerçek tutarının belirlenmesinin zor olduğu durumlarda, götürü usulde ya da bazı belirtilere göre (ortalama kâr haddi) gelir belirlenebilir.
  4. 4. Gelir elde edilmiş olmalıdır. Gelir vergisinde elde etme, vergiyi doğuran olaydır. Vergi kanunlarında elde etmenin tanımı bulunmamaktadır. Genel olarak elde etme, “geliri oluşturan kazanç ve iratlara hukuken ve iktisaden tasarruf edebilme olanağı” şeklinde tanımlanabilir.

Gelir kaynağını oluşturan ücretlerin vergilendirmesi Vergi Dilimleri tarifesi ile olur.

     Vergi Dilimi Nedir?

Vergi Dilimi, çalışanların yıl içerisinde elde ettikleri toplam ücretleri üzerinden alınacak vergi oranını belirleyen, artan oranlı bir tarifedir. Yani ücret üzerinden yapılan oransal bir kesintidir.

Vergi matrahı ise işçinin brüt ücreti üzerinden SGK İşçi Payı ile İşsizlik Sigortası İşçi payının düşmesi ile birlikte oluşan vergiye tabii esas kazançtır.

 

   Ücretliler için uygulanan 2020 Vergi Dilimleri;

 

  • 0-22.000TL ye kadar %15
  • 000TL’nin 22.000TL si için 3.300TL, fazlası için %20
  • 000TL’nin 49.000TL si için 8.700TL, fazlası %27
  • 000TL’nin 180.000TL si için 44.070TL, fazlası %35
  • 000TL den fazlasının 600.000TL si için 191.070TL, fazlası %40

 

Vergi dilimlerini belirleyen tutar kümülatif vergi matrahıdır. Hesaplama yöntemi aynı olsa da

vergilendirme oranı her yıl Maliye Bakanlığı’nca belirlendiğinden, farklılık göstermektedir. Kaçıncı vergi dilimine gireceğimiz toplam kazancımıza göre değişeceğini göz önünde bulundurursak, kazancımız arttıkça kesinti oranımız da artar.

 

Mesela ücretlinin 2020 yılı için geçmiş aylar kümülatif vergi matrahı 20.000TL, son ay kümülatif vergi matrahı ise 24.000TL olsun.

Önceki ayların vergi matrahları toplamı 20.000TL, ilk vergi dilimine girer ve hesaplama şu şekildedir:

22.000-20.000=2.000TL*0,15=300TL’dir.

24.000-22.000=2.000TL*0,20=400TL’dir. ( İkinci dilimde 22.000TL’yi geçtiği için oran %20 olarak hesaplandı.)

2020 yılı için toplam ödenecek Gelir Vergisi 700TL olarak hesaplanır.

 

  Hangi Durumlarda İşçi Birden Fazla İşverenden Ücret Almış Sayılır Ve Elde Edilmiş ÜcretinVergisi Nasıl Hesaplanır?

 

  • Bir firmanın bünyesinde çalışan işçinin, yıl içerisinde buradan elde ettiği ücret dışında başka kurum veya kuruluştan ya da firmadan gelir elde etmesi durumunda,
  • Aynı takvim yılı içerisinde bağlı bulunduğu yerden ayrılarak, başka bir firmada ya da kurum veya kuruluşta işe başlaması sebebiyle gelir elde etmesi durumda
  • Aynı takvim yılı içinde, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine tabi çalışan işçinin, bu mükelleflerin ortağı oldukları iş ortaklığı veya adi ortaklıklar bünyesinde çalışmaya başlamaları halinde elde ettikleri ücret gelirleri.

 

Her işverenden alınan ücretler, ayrı ayrı vergi tarifesi uygulanarak vergilendirilirler.160 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde ise, ’’Bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde her bir işverenden alınan ücretler ayrı ayrı vergilendirilmektedir .Dolayısıyla  vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren ya da işverenlerin ödediği ücretle ilişkilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır.’’ Yıl içerisinde işveren değiştiren çalışan, ücret gelirine ilişkin gelir vergisi matrahını yeni işverenine bildirmek suretiyle ücretinin gelir vergisi tarifesine göre kümülatif olarak vergilendirilmesini talep edebilir. Bu durumda yeni işveren, matrahı sıfırdan hesaplamak yerine kümülatif matrahı dikkate alarak tevkifat yapmalıdır.

 

               Şayet,

  • İki ayrı özel sektör firmasının birleşmesi söz konusu ise (devir, nev’i değişikliği ve bölünme halleri dahil).
  • 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulan yerlerde çalışan hizmet erbabının, yıl içinde alt işvereninin değişmesi söz konusu ise
  • Ortaklık halinde faaliyette bulunan işyerlerinde, ortaklardan herhangi biri değiştiyse

Elde edilen ücret, tek işverenden kazanılmış sayılarak, kümülatif matrah esas alınarak, vergi kesintisi yapılır.

 

VERGİYE TABİ ÜCRETİN MATRAHINI HESAPLAMA CETVELİ İSE AŞAĞIDAKİ GİBİDİR

 

Brüt Maaş (A) A
SGK İşçi Payı (B) B= A *0,14
İşsizlik Sigortası İşçi Payı (C) C = A X 0,01
Vergi Matrahı (D) D =A – (B+C)
Aylık Gelir Vergisi (E) E = D X 0,15 (*) / BU ORAN DEĞİŞİR
Damga Vergisi (F) F = A X 0,00759
Kümülatif Vergi Matrahı (G) G =[ A – (B+C) ] + Önceki Aylar Vergi Matrahları
Net (H) H =A – (B+C+E+F)
Asgari Geçim İndirimi (I) I
Toplam Ele Geçen (J) J = H + I

 

 

                                                                                                                                 SMMM TUĞBA YENİŞAN

 

 

 

Sorularınız için: davavergi@gmail.com

Yasal Uyarı: Yazılar tamamen yazarın kişisel görüşleri olup başka hiçbir kişi veya kurumu bağlamaz. Sitemizde yayınlanan yazılar telif hakları nedeniyle izin alınmaksızın ve atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Yapılan atıflarda, MÜKELLEFHABER / www.davavergi.com adreslerinin belirtilmesi zorunludur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

         

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz:
WhatsApp chat