En doğru, En güncel bilginin adresi
trende

7326 SAYILI BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR KANUNUN KAPSAMINDA VERGİ BORÇLARIMIZI YAPILANDIRALIM MI? MATRAH ARTIRIMINDA BULUNALIM MI?

7326 SAYILI BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR KANUNUN KAPSAMINDA VERGİ BORÇLARIMIZI YAPILANDIRALIM MI? MATRAH ARTIRIMINDA BULUNALIM MI?

 GİRİŞ

Yapılandırma, vergi barışı, vergi affı gibi adlarla kamuoyunda gündeme gelen yeni bir Yasa daha TBMM tarafından kabul edildi. Daha 2020 yılında yürürlüğe giren 7256 sayılı Kanun üzerinden çok zaman geçmeden yeni bir Kanunun kabul edilmesi kuşkusuz ekonomik ihtiyaçlardan kaynaklanmaktadır. 7326 sayılı bu Kanun, 7256 sayılı Kanundan çok daha kapsamlı olup matrah artırımı ve dava safhasındaki alacakları da içine almaktadır.

Daha önceki yazılarımızda da işaret ettiğimiz gibi vergi affı yasaları aslında 5 yılda bir yürürlüğe girerek hem ihtilaflı alacakları hem de tahsili zorlaşan alacakları kapsama alarak adeta mükellefler ve vergi idaresi arasında temiz sayfalar açmaktadır. Ancak son yıllarda bu konuda çok sayıda yasa yürürlüğe girdir.

7326 sayılı bu Kanun, ile kapsam olarak 30.4.2021 tarihine kadar olan kamu alacakları yapılandırılabilecektir. Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların; 31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Vergi, vergi cezaları, gecikme zamları ve idari para cezaları yasa kapsamına dahildir.

 

 

Kesinleşmiş ancak ödenmemiş vergi alacakları Yönünden

 

Kesinleşen ancak ödenmeyen vergiler, vergi cezaları, gümrük vergileri, idari para cezaları ve ihtirazi kayıtla beyan edilen ve tahakkuk etmiş vergilerde kesinleşmiş alacak olarak yapılandırma kapsamındadır.

Kesinleşmiş vergi borcu ve cezlarında yapılandırmadan yararlanabilmek için vergi davası açılmaması açılan davadan feragat edilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır.

 

7326 sayılı Kanun 2/1. Maddesinde;

  1. a) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergilerin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ile aslı bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
  2. b) Vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan ve bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmiş vergi cezaları ile iştirak nedeniyle kesilmiş vergi cezalarının %50’si ve bu tutara gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece gecikme zammından ibaret olması hâlinde gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla cezaların kalan %50’sinin ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının, tahsilinden vazgeçilmektedir.”

Düzenlemesi yer almaktadır.

 

Kesinleşmemiş ve dava safhasında bulunan vergi borçları Yasa kapsamında mıdır?

 

Kanunun yayımı tarihi itibarıyla, dava açılmış veya dava süresi geçmemiş ya da temyiz/istinaf aşamasında olan ikmalen resen ve idarece yapılan tarhıyatlar da yapılandırma kapsamına alınmıştır.

 

7326 sayılı Kanun 3. Maddesinde;

 

“(1) Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ilk derece yargı mercileri nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda; vergilerin/gümrük vergilerinin %50’si ile bu tutara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilerin/gümrük vergilerinin %50’si, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla gümrük vergilerine ilişkin gümrük yükümlülüğü doğmuş ve idari itiraz süresi geçmemiş veya idari itiraz mercilerine intikal etmiş bulunan tahakkuklar hakkında da bu fıkra hükmü uygulanır.

(2) Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ilgisine göre istinaf veya temyiz süreleri geçmemiş ya da istinaf/itiraz veya temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olan ikmalen, resen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda, bu maddeye göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde, bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla tarhiyatın/tahakkukun bulunduğu en son safhadaki tutar esas alınır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce verilmiş en son kararın;

  1. a) Terkine ilişkin karar olması hâlinde, ilk tarhiyata/tahakkuka esas alınan vergilerin/gümrük vergilerinin %10’u ile bu tutara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilerin/gümrük vergilerinin kalan %90’ının, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
  2. b) Tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması hâlinde, tasdik edilen vergilerin/gümrük vergilerinin tamamı, terkin edilen vergilerin/gümrük vergilerinin %10’u ile bu tutarlara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla terkin edilen vergilerin/gümrük vergilerinin kalan %90’ı, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının, tahsilinden vazgeçilir. Ancak, verilen en son kararın bozma kararı olması hâlinde birinci fıkra hükmü, kısmen onama kısmen bozma kararı olması hâlinde ise onanan kısım için bu fıkranın (b) bendi, bozulan kısım için birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla sadece vergi cezalarına/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarına ilişkin dava açılmış olması hâlinde;

  1. a) Asla bağlı cezaların, vergilerin/gümrük vergilerinin bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olması veya 2 nci maddeye ilişkin olarak bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla tamamının ve bunlara bağlı gecikme zamlarının,
  2. b) Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezalarından/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarından bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen safhada olanlarda cezanın %25’inin, ikinci fıkrasının; (a) bendinde belirtilen safhada olanlarda cezanın %10’unun, (b) bendinde belirtilen safhada bulunanlarda tasdik edilen ceza tutarının %50’sinin, terkin edilen cezanın %10’unun bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların,
  3. c) Asla bağlı olmaksızın kesilen vergi cezalarına/gümrük yükümlülüğüyle ilgili idari para cezalarına ilişkin verilen en son kararın bozma kararı olması hâlinde cezanın %25’inin, kısmen onama kısmen bozma kararı olması hâlinde; onanan kısmın tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması hâlinde tasdik edilen cezanın %50’sinin, terkin edilen cezanın %10’unun, bozulan kısmın %25’inin bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla kalan cezaların, tahsilinden vazgeçilir.” Düzenlemesi yer almaktadır.

 

 

 

Devam eden vergi incelemelerinde yapılandırma hükümlerinden yararlanılabilir mi?

 

         Kanunun yayımı tarihi itibarıyla devam eden vergi incelemeleri ve takdir komisyonu işlemleri de yapılandırma kapsamına alınmıştır.

 

Matrah artırımında bulunulması, Kanunun yayım tarihinden önce başlanılmış vergi incelemeleri ve takdir işlemlerine engel değildir.

 

7326 sayılı Kanun 4. Maddesinde;

 

Bu Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak, bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlanıldığı hâlde, tamamlanamamış olan vergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine bu Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla devam edilir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilen vergilerin %50’si ile bu tutara gecikme faizi yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ile bu tarihten sonra ihbarnamenin tebliği üzerine belirlenen dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizinin tamamının, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın %25’inin; ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yazılı başvuruda bulunularak, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde altı eşit taksitte ödenmesi şartıyla vergi aslının %50’sinin, vergi aslına bağlı olmayan cezalarda cezanın %75’inin, vergilere bu Kanunun yayımı tarihine kadar uygulanan gecikme faizinin ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilir. Şu kadar ki bu Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen süre içinde tebliğ edilen ihbarnameler için bu madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin anılan bentte belirtilen süre içerisinde, başvuru süresi otuz günden az kalmış ise otuz gün içinde başvuruda bulunmaları ve madde kapsamında ödenecek tutarların ilk taksitini 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sürede, izleyen taksitleri ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödemeleri şartıyla maddeden yararlanılır.”Düzenlemesi yer almaktadır.

 

 

Yeni Yasada Matrah ve Vergi Artırımı

 

Yeni Yasayla, 7256 sayılı Kanundan farklı olarak matrah ve vergi artırımı düzenlemesi yapılmıştır. Artırımda bulunulan dönemler için vergi incelemesi ve tarhıyat yapılmayacaktır.

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri vermiş oldukları yıllık beyannamelerinde (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) vergiye esas alınan matrahlarını, 31/8/2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil), 2016 takvim yılı için %35, 2017 takvim yılı için %30, 2018 takvim yılı için %25, 2019 takvim yılı için %20, 2020 takvim yılı için %15 oranından az olmamak üzere artırırlar.

 

Katma Değer Vergisi yönünden matrah artırımında, yıl içinde verilen katma değer vergisi beyannamelerinde gösterilen “hesaplanan katma değer vergilerinin” toplam tutarı esas alınacaktır. 2016 yılı için %3, 2017 yılı için %3, 2018 yılı için %2,5, 2019 yılı için %2 ve 2020 yılı için %2 oranından az olmamak üzere belirlenecek katma değer vergisinden az olamayacaktır.

 

Sahte Belge Düzenleyenler Kapsam Dışı

 

İlgili dönem matrah artırımında bulunulması vergi mükelleflerinin defter ve belge ibraz sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

 

  213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında yer alan “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” yasanın matrah artırımına ilişkin imkanlarından yararlanamazlar.

 

 

Yapılandırma şartlarının ihlali nasıl olur?

 

 

Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisi süresinde ödenmek koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde Kanun hükümlerinin ihlal sayılmayacaktır.

 

 

Zamanaşımı, Matrah Artırımı ve Borç Yapılandırmasında Dikkat!

 

Vergi kanunlarında tarh ve tahsil zamanaşımına yönelik hükümler yer almaktadır. Bu hükümler uyarınca zamanaşımına uğramış bir borç artık vergi dairesi tarafından takip ve tahsil edilememektedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 114. maddesine göre, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrayacağı, 6183 saylı Yasanın 102. maddesinde ise, Amme alacağının, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuz olduğu hükümleri yer almaktadır. Ancak102. maddenin son fıkrasında, “zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur” ibaresine yer verilmiştir.

Uygulamada, vergi daireleri vergi alacağının  zamanaşımına uğraması konusunda çok katı davranmakta hatta bazen yasanın şartlarını da aşacak surette uygulamalar yapabildiği görülmektedir.

Yine, 6183 saylı Yasanın 103/11. maddesi, zamanaşımını kesen bir neden olarak, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanmasını düzenlemiştir.

Özellikle son yıllarda, zamanaşımına uğramış, ancak vergi dairesi kayıtlarından terkin edilmemiş vergi borçları ile ilgili olarak af (yapılandırma) kanunlarından yararlanmak üzere müracatlar olmaktadır. Mükellefler tarafından bu kapsamda rızaen yapılan ödemeler vergi dairelerince kabul edilmektedir.

Bu durumda, zaten zamanaşımına uğradığı sabit olan bir vergi borcu için yapılandırmadan yararlanılması bu borç için yeniden zamanaşımı süresini canlandırmayacaktır.

Nitekim Danıştay kararları  da bu yöndedir. Örneğin Danıştay 4. Dairesinin 12.2.2013  günlü bir kararında şu gerekçeye yer verilmiştir:

 Davacılar, adlarına tescil edilen taşınmaz üzerindeki hacizden dolayı menfaatleri ihlal edildiğinden hacze esas alınan vergi borcunun zaman aşımına uğradığını ileri sürerek söz konusu haczin kaldırılmasını isteyebileceklerdir. Dolayısıyla, davacıların borcu olmadığı halde müteahhitin vergi borcunun zaman aşımına uğrayıp uğramadığı yönünden incelenmesi hakkaniyet gereğidir. Bu bağlamda dosya içeriğinden, asıl borçlu müteahhitin vergi borçları için muhtelif yıllarda muhtelif cüz’i ödemelerin yapıldığı ve 6111 sayılı Kanun kapsamında 01.04.2011 tarihli dilekçeyle vergi borçlarının yeniden yapılandırıldığı, hacze esas alınan vergi borçlarının hangi yıllara, hangi vergilere ait olduğunun belli olmadığı ve yapılan ödemelerin de hacze ilişkin vergi borçlarını içerip içermediğinin de belli olmadığı anlaşılmaktadır. Müteahhit tarafından yapıldığı ileri sürülen ödemeler zaman aşımını kesecek olmasına rağmen, müteahhit tarafından kendi aleyhine sonuç doğuracak şekilde cüz’i miktarda ödemelerin yapılması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan zamanaşımının kesildiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca yapılan bu cüz’i ödemelerin zaman aşımını kestiği kabul edilse dahi hacze esas alınan vergi borcunu içerip içermediği de belli olmadığından yine zaman aşımının kesildiğinden söz edilemez. Dairenin üzerine en son 2005 yılında haciz konulduğu göz önüne alındığında tahsil zaman aşımı süresinin son günü 31.12.2010 olacağından bu tarihten sonraki bir tarihte 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmaya gidilmesi de, yeni bir tahsil zaman aşımı süresi ihya etmeyecektir.

          Bu durumda, hacze esas alınan vergi borcu zaman aşımına uğradığından davalı İdare açısından artık bu borç eksik borç hükmündedir. Haczin kaldırılması amacıyla davacılar tarafından zaman aşımına uğramış bu borcun ödenmesinin beklenilmesi de hakkaniyete uygun değildir.  Dolayısıyla müteahhitin vergi borcunun cebri takip yollarıyla tahsil edilmeye çalışılması mümkün olamayacağından davacıların taşınmazı üzerindeki haczin kaldırılması gerekmektedir.”

 

 

 SONUÇ

 

Vergi mükellefi gerçek ve tüzel kişilerden, stok affı, matrah artırımı, kesinleşmiş ve kesinleşmemiş vergi borçları ve vergisel ihtilaflar nedeniyle davaları vergi mahkemelerinde devam edenlerin 7326 sayılı Yasa hükümlerini titizlikle incelemeleri gerekiyor.

Mevcut borçların durumu, borçların ödenebilme kapasiteleri, vergi inceleme riski, tahsil zamanaşımı hükümleri, teminat ve kamu haczi durumları, vergi davalarından feragata ilişkin hükümler gibi birçok stratejinin birlikte değerlendirilerek mükellefler için en doğru tercihlerin yapılması gerektiği hususları göz önüne alındığında konuyla ilgili uzmanların tavsiyelerine mutlaka dikkat edilmesini tavsiye ederiz.

Mükelleflerimizin hiçbir inceleme yapmadan, ödeme yapabilme kapasitesi sorgulanmadan, mevcut vergi borçları için 5 yıllık zamanaşımı hükümleri dikkate alınmadan alelacele vergi yapılandırması başvurusunda bulunmalarını tavsiye etmiyoruz. Ancak, mükellefin lehine olan hükümler dikkate alınarak şartları taşıyan ve yapılandırılan borçları öngörülen sürelerde ödeyecek ve henüz zamanaşımına uğramayan vergi borcu olanların ise söz konusu imkanları kullanması gerekir.

 

 

 

Sorularınız için: davavergi@gmail.com

Yasal Uyarı: Sitemizde yayınlanan yazılar telif hakları nedeniyle izin alınmaksızın ve atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Yapılan atıflarda, MÜKELLEFHABER / www.davavergi.com adreslerinin belirtilmesi zorunludur.

 

Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz:
WhatsApp chat