Vergi davaları,Vergi danışmanı
trende

ANAYASA MAHKEMESİ: KANUNİ ALT VE ÜST SINIRLARIN BELİRLENMEDİĞİ DURUMLARDA TEBLİĞ İLE KDV İSTİSNA SINIRININ BELİRLENMESİ VERGİDE KANUNİLİK İLKESİNE AYKIRIDIR (!)

16.03.2021
840
ANAYASA MAHKEMESİ: KANUNİ ALT VE ÜST SINIRLARIN BELİRLENMEDİĞİ DURUMLARDA TEBLİĞ İLE KDV İSTİSNA SINIRININ BELİRLENMESİ VERGİDE KANUNİLİK İLKESİNE AYKIRIDIR (!)

ANAYASA MAHKEMESİ: KANUNİ ALT VE ÜST SINIRLARIN BELİRLENMEDİĞİ DURUMLARDA TEBLİĞ İLE KDV İSTİSNA SINIRININ BELİRLENMESİ VERGİDE KANUNİLİK İLKESİNE AYKIRIDIR (!)

GİRİŞ

Vergisel işlemler nedeniyle hukuku etkilenen gerçek ve tüzel kişiler bu işlemlerin hukuka aykırı olduğu kanaatindeyse vergi yargısına başvuruda bulunabilirler. Vergi yargısı olarak, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemelerinin vergi dava daireleri, Danıştay ilgili daireleri kast edilmektedir.
Bir vergilendirme işleminin, örneğin verginin tarh edilmesi veya vergiye ilişkin bir istisnanın uygulanıp uygulanmaması süresinde açılacak vergi davası ile vergi mahkemesine götürülebilir.
Yine vergisel işlemler nedeniyle mülkiyet hakkı gibi kişesel hakları ihlal edilenlerin Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuru hakları bulunmaktadır.

SOMUT OLAY

Bir mükellef vergiden istisna olan teslimleri nedeniyle yüklendiği ve indirim yoluyla gideremediği katma değer vergisinin iadesi talebi üzerine mükellef hakkında vergi inceleme raporu düzenlenmiştir.
Vergi inceleme raporunda, motorin teslimlerinin Bakanlar Kurulu kararında belirtilen yakıt miktarıyla sınırlı olduğu sonucuna varılmış ve mükellef hakkında cezalı tarhıyat önerilmiştir.
Mükellef tarafından ilgili genel tebliğ düzenlemesi ve yapılan cezalı tarhıyatın kaldırılması istemiyle dava açmış Danıştay Dördüncü Dairesi, 3065 sayılı Kanunda yer alan istisna hükmünün uygulamasıyla ilgili usul ve esasların belirlenmesinde Bakanlığın yetkili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

MEVZUAT

3065 sayılı KDV Kanununun 14/3 maddesi şöyledir:

“ 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu hükümleri çerçevesinde, Cumhurbaşkanınca belirlenen sınır kapılarında 4458 sayılı Gümrük Kanununun ihracat rejimi kapsamında yurt dışına çıkarılacak eşyayı taşıyan kamyon, çekici ve soğutucu ünitesine sahip yarı römorkların depolarına (araçların ve soğutucu ünitelerin standart yakıt deposu miktarlarını aşmamak kaydıyla) yalnızca yurt dışına çıkışlarında yapılacak motorin teslimi vergiden istisnadır.
Maliye Bakanlığı, bu istisna uygulamasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir”

100 seri nolu KDV Genel Tebliğinde,
“İstisna kapsamına, yurt dışına çıkarılacak eşyayı taşıyan kamyon, çekici ve soğutucu ünitesine sahip yarı römorkların depolarına (araçların ve soğutucu ünitelerin standart yakıt deposu miktarlarını aşmamak kaydıyla) 11 Seri No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen bayiler tarafından yine aynı Genel Tebliğ kapsamında yapılacak motorin teslimleri girmektedir.”
Düzenlemesi yer almaktadır.

AİHM KRİTERLERİ

AİHM, vergilendirme işlemleri nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde öngörülebilirlik, belirli bir hukuka dayalı olma şartını aramaktadır.

ANAYASA MAHKEMESİNİN KONUYA BAKIŞI

Verginin kanuniliği ilkesi, vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin, konulması, değiştirilmesi ya da kaldırılmasının kanunla yapılmasını öngörmektedir. Böylece takdire ve keyfi uygulamaları önleyecek düzenlemelerin kanunla yapılması esastır.
Maliye Bakanlığına istisnaların sınırını belirleme ve daraltma konusunda yetki verilmemiştir. Kanunda standart deponun tanımı yapılmadığı gibi depoya teslim edilecek yakıt miktarı da belirlenmemiştir.
Belirsizlik doğrudan 3065 sayılı Yasadan kaynaklanmasına rağmen, idare belirsizliği kaldırmak amacıyla tebliğ ile bir standart oluşturmaya çalışmıştır. Ancak, idare tarafından tebliğ ile istisna sınırının belirlenmesi verginin kanuniliği ilkesine aykırıdır.
Öte yandan, aynı taşımacılık istisnasından kaynaklı ihtilaflarda, on yedi davadan on altısında vergi yargısında mükelleflerin lehine kararlar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle Anayasa Mahkemesi’nin 3.11.2020 tarih ve No:2016/3675 başvuru no.lu kararla başvurucu hakkında mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Görüldüğü gibi vergisel işlemler diğer idari işlemlerde olduğu gibi hukuka uygunluk karinesinden yararlanırlar. Bir vergi inceleme işleminde olduğu gibi mükelleflerin kdv iade taleplerinin reddi işlemleri de aksi vergi yargısı kararıyla ortaya konulana kadar doğru olarak kabul edilir. Ancak mükelleflerin vergisel işlemlere karşı her zaman vergi yargısı nezdinde dava konusu etme ve Anayasa Mahkemesinde bireysel başvuruda bulunma hakları vardır.
Vergi yargısı özelliği gereği hem teknik hem de hukuki bir birikimi gerektiren bir alandır. Vergisel işlemlere karşı yürütülecek hukuki ihtilaflarda gerek hazırlık gerek inceleme gerekse dava aşamalarında konusunda uzman bir kadroya ihtiyaç olduğu aşikardır.
Somut olayda, mükellefin iade talebi vergi inceleme raporu üzerine vergi dairesince reddedildiği, açılan davanın vergi mahkemesince olumsuz sonuçlandığı, Danıştay dairesince de ret kararının onandığı görülmektedir. Ancak, Anayasa Mahkemesi nezdinde yapılan bireysel başvuru üzerine, idare tarafından tebliğ ile istisna sınırının belirlenmesi verginin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir. Adalet sonunda yerini bulmuştur.
Tüm bu açıklamalarımızdan da görüleceği üzere, vergisel işlemlerden kaynaklı vergi davaları birikim tecrübe gerektiren uzun soluklu bir mücadeledir. Ama önemli olan sonunda da olsa adaletin yerini bulmasıdır.

Sorularınız için: davavergi@gmail.com

Yasal Uyarı: Sitemizde yayınlanan yazılar telif hakları nedeniyle izin alınmaksızın ve atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Yapılan atıflarda, MÜKELLEFHABER / www.davavergi.com adreslerinin belirtilmesi zorunludur.

Kaynak: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/03/20210305-9.pdf

Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz:
WhatsApp chat